Bu haftaki konuğumuz MUYA Terlikleri kurucu ortaklarından Kamil Bilgiç.
Bilgiç, iş hayatına Tahtakale esnafı olan babasının yanında çok küçük yaşlarda adım atmış. Babasının yanında geçirdiği 16 yıllık süreci babası tarafından verilmiş bir eğitim süreci olarak gören Bilgiç, MUYA’yı kuruluş sürecine kadar şöyle anlatıyor: “Dükkân süpürmekten başladığım iş hayatı tamamen bilinçaltıma yerleşmişti ve okumaktan çok iş dünyasında rol almak istiyordum. 17 yaşında iken babam ve amcalarımın kurduğu bir terlik tabanı üretme fabrikamız vardı. Onların pazarlamada çeşitli sıkıntıları vardı. Babama bana bir dükkân açarsalar ürünlerini pazarlayabileceğimi söyledim, kabul ettiler. Açılan dükkânda o yıl muhteşem bir ticari başarı yakaladım ve fabrikada üretilen ürünün yüzde 95’ine yakınını ben sattım. Hem para kazandım hem de özgüvenim arttı. Fakat o başarılı yılın sonunda taktir beklerken, amcalarımdan birinin bana başarısız olduğumu söylemesi gücüme gitti ve ayrılıp kendi işimi kurmaya karar verdim. Bir arkadaşım bana terliklerin ne kadar çok satıldığından ve Rusya’da buna olan talepten bahsetmişti. O yaz, eşim ben ve eşimin amcası oğlu Özkan beraber tatildeydik, ben giyilen terliklere bakıyorum, numune topluyordum. Özkan’a konuyu açtım o da bana ‘Bende tekstilde başarısız bir iş deneyimi geçirdim kabul edersen her şeyiyle bu işte ortak olalım’ dedi. Bende kabul ettim ve bir çalışma yaptım. Çalışmada her şeyi detaylandırmıştım ve en son şirketin ismi kalmıştı onu da babamın ve Özkan’ın babasının isimlerinin birleşmesini kullandık MUYA (Mustafa-Yaşar)”
Hızla tırmandıkları iş dünyasında 67 ülkeye ihracat yapma noktasına geldiklerini ve en yaşlılarının 21 yaşında olduğunu belirten Bilgiç, çok satış yapılan ülkelerde ofis açma kararı verir ve Moskova, Odesa, Almaata, Varşova’da kendi yerlerini açar. Güvendiği arkadaşlarını da bu ofislerin başına geçirir. Fakat işler yolunda giderken 1999’da yaşanan deprem kurdukları fabrikadan eser bırakmaz. Onlara ise teselli olarak sadece can kaybının olmaması kalmış. Bilgiç o dönemi de şöyle anlatıyor, “Öncelikle hiçbir çalışanı işten çıkarmadık ve maaşlarını ödedik. Yeni makine siparişi verdik ve bu arada da halen 3 ay sonra sipariş teslim etmek için pazarlamamızı sürdürdük.45 gün sonra yine üretime başladık. Ama inanın bunu nasıl başardığımızın büyüsünü bende bilmiyorum. Belki azimli oluşumuz beklide o işçilerin bize gösterdiği bütünlükle oldu. Yine çıkış yakaladık ve Rusya’ya acayip ürün satıyorduk. Yaptığım bir hesaplamada Rusya’ya gönderdiğimiz ürünlere harcadığımız gümrükleme ve taşıma bedelleri ile burada bir fabrika kurulacağını gördüm ve hiç çekinmeden yatırım kararı aldım. 2001 yılında Rusya’da fabrikamızı kurduk.”
Rus insanlarını çok sevdiğini ve hiçbir şekilde bir kalıba sokulamayacak bir ırk olduğunu söyleyen bilgiç, ticaret yapanların iş yapış tarzı çok rahat ve güvenilirken işçi kısmında bunu göremediklerini belirtiyor. ‘Kalifiye elemanı bırakın devamlı çalışacak eleman bile bulmak zor’ diyen Bilgiç, çareyi kadın ağırlıklı yerel işçilerle yola devam etmekte bulmuş. Rusya’da iş yapmak için ise bilgi, para, tecrübenin işe yaramadığını en önemli olanın Rusya’yı iyi tanımaktan geçtiğini söylüyor.