Cevat Durmuş


“Zarar vermediğiniz sürece zarar da görmezsiniz”

“Rusya’da Yaşam Öyküleri’’ bölümünün konuğu Ocakbaşı Restoran’ın ortaklarından Cevat Durmuş oldu.
 
1952 yılında Erzurum’da doğan Cevat Durmuş, 5 yaşında ailesinin Muş’a yerleşmesiyle ilk orta ve sonrasında Sanat Enstitüsü elektrik bölümünü Muş’ta okudu.  Bu sırada okulda aldığı teoriyi radyo, teyp ve pikap gibi ev aletlerinin tamiratıyla pratiğe çeviriyordu. Daha sonra İstanbul’a yerleşen ve bir tamir atölyesi açan Durmuş, ikinci yılında girdiği sınavla Sakarya Devlet Mimar Mühendislik Akademisi İnşaat bölümünü kazanarak kaydını yaptırdı. Ancak Durmuş, son sınıfta o dönemde yaşanan siyasi olaylar yüzünden okuldan uzaklaştırıldı ve mezun olamadı.

Almanya günleri
İstanbul’da tekstil işine giren Durmuş, İtalya’ya giderek oradan ünlü markaları İstanbul’a getiriyor ve satıyordu. Bu şekilde 6 ay kadar iş yaptıktan sonra Berlin’de yaşayan ağabeyinin etkisiyle Almanya’ya yerleşti. 2 yıl sonra üniversitede af çıkınca Türkiye’ye dönerek kalan dersleri vererek mezun olmak isteyen Durmuş, kabul edilmeyince tekrar İstanbul’a döndü. Burada hakkında tutuklama kararı çıkarıldığını duydu. Üniversite yıllarında çıkarılan bir derginin Sorumlu Yazi İşleri Müdürlüğü sıkıntı yaratmıştı. Gizlice Almanya’ya dönen Durmuş, elektronik alet satan bir mağazanın tamir bölümünde işe girdi ve burada çalışma sistemini öğrenince de kısa bir süre sonra kendi tamir atölyesini açtı. 

Bu arada ofisine kamera sistemi taktırmak isteyen Yahudi asıllı bir iş adamıyla tanışarak dostluk kuran Durmuş, Rusya’ya çiçek ve kadın çorabı yollayan iş adamının ortaklık teklifini kabul eder. Ancak bir süre sonra %30 oranında kurduğu ortaklığı da kandırıldığını anlayınca bırakan Durmuş, şöyle devam etti:
“Elimde bir miktar param vardı ve bununla neler yapabilirim diye düşünürken, o anda karşımda bir et toptancı dükkânın satıldığını gördüm. O işe girmeye karar verdim ama çevremdeki herkes bana karşı çıktı. Ben ısrarla girdim. Ağabeyimi de ortak alarak aldım ve başka bir tanıdığım ile 3 ortak işe koyulduk. Etten hiç bir şey anlamıyordum ama nedense işler bir iyi gitmeye başladı sormayın. Üstüne de birde bizim satın aldığımız et fiyatları ucuzlayınca inanılmaz paralar kazanmaya başladık. Tabiri caizse oluk oluk para akmaya başlamıştı. Biz gelen parayla ne yapacağımızı bilmeden birçok işe kolunu denedik ama hepsinde de hüsrana uğradık. Yetmiyormuş gibi birde 3 ortak ayrıldık. Ağabeyim komple işi bıraktı ama diğer ortakla rakip olduk ve sert bir rekabete tutuştuk. Kazandığımız paranın büyük çoğunluğunu inat yüzünden kaybettik. O iflas edip Türkiye’ye döndü bende işi bıraktım ama cebimde de beş param kalmamıştı. Almanya’da büyük bir gıda zincirinde pazarlama ve emlak bölümünde tanıştığım kişi bana bir döner yeri kiralamamda yardımcı oldu. Bende o 5 metrekarelik yerde inanılmaz bir iş hacmi yakaladım. Dönerden anlamadığım halde tuttuğum usta ve çalışma sistemiyle kısa sürede zincirin diğer şubelerinde de yerler açtım ve tam 15 tane şubeye ulaştım. Yine kazanmaya başlamıştım. Ama bu sefer daha akıllıca hareket ediyordum. Mc. Kebap diye bir marka yarattım ve Almanya’da inanılmaz tuttu. Yerlerim marklaşınca bazılarını çok iyi fiyatlara satmaya başladım. Yarattığım tasarım ve stil birçok kişinin de ilgisini çekip benden anahtar teslim restoran siparişleri istenmeye başlayınca da, kendime bir atölye açtım ve burada paslanmaz diye tabir ettiğimiz, koltuk, sandalye, raf, tezgah, kapı, pencere artık aklınıza ne geliyorsa yapmaya başladık. Bir gün Mc Donalds’ın avukatı bize ismimizin kullanılamayacağını söyledi. Neden diye sorunca ismi kendi üzerlerine patentlediklerini gördük. Mecbur tabelaları indirmek durumunda kaldık. Zaten bana gelen anahtar teslim restoran işleri o kadar çok kazandırıyordu ki bende dükkanları tek tek sattım ve sadece bu iş ile uğraşmaya başladım. Çok kısa sürede 562 tane yerin anahtar teslimini gerçekleştirmiş ve iyi bir kazanç elde etmiştim.

Rusya günleri
Almanya’dan tanıdığım bir Türk iş adamı bana Rusya’da işlerinin olduğunu ve Efes Pilsen’in Stary Melnik projesi kapsamında çok sayıda kiosk yapacaklarını bu işi benle beraber yapmak istediğini söyledi. Bende 2001 yılı sonunda atladım geldim Moskova’ya.  İlk başlarda hem Almanya’da ki atölyemi hem de buradaki işi kontrol etmek için gidip geliyordum, ancak 6 ay sonra gördüğüm iş hacmi ve perspektif burada kalmamı sağladı. Almanya’yı komple kapatıp burada kaldım. Ancak  15’in üzerinde kiosk yapmıştık ki şehir yönetiminin aldığı bir kararla bu tür kiosklara yasak geldi ve bizde daha farklı bir işletme tipi yapmaya karar verdik ve döner yerleri açmaya başladık. Yine 18’in üzerinde yer açtık, tam da sayısını hatırlamıyorum. Çok iyi bir iş potansiyeli yakaladık ve 2004 yılına kadar böyle çalıştık. Ancak 2004’te bazı anlaşmazsızlıklar çıktı ve karşılıklı anlaşıp ayrılmaya karar verdik ve ben kendi işimi yapmaya karar verdim. İlk önce Sergey Posad şehrinde bir atölye açıp kendi işimi yürütmek istedim ancak o şehirde problemler yaşayınca fazla duramadım ve ayrılmak zorunda kaldım.”

Moskova’ya tekrar dönen Cevat Durmuş, bir atölye kurarak yine A’dan Z’ye anahtar teslimi projeler yapmaya başladı.
2007 yılında bir Alman alışveriş merkezi zinciri Globus Rusya’da faaliyete başlayınca bütün paslanmaz işlerini yapan Durmuş, Naginsk şehrinde daha büyük bir atölye açtı. Ardından Real, Metro gibi diğer alışveriş merkezleri de iş isteyince yine bir çıkış yakaladı.

Restoran işi
2008 yılında da bir restoran projesi isteyen Türk iş adamının ortaklık teklifini kabul eden Durmuş, Sultan Pizza’yı sıfırdan yaparak birlikte işletmeye başladı. Ardından da bir alacak verecek sebebiyle Ocakbaşı projesini karşısında görünce onu da kabul etti ve ortak olarak işe başladı. Durmuş, “Onu da sıfırdan kurup  birkaç ay önce hizmete soktuk. Şu anda hem bu iki restoranda ortaklıklarım devam ediyor hem de Naginsk şehrindeki atölyemde asıl işim olan paslanmaz işini büyük alışveriş merkezleri için ve gelen restoran tasarımı işlerini yapmaya devam ediyorum’’ dedi.

Cevat Durmuş, yaklaşık 10 yıldır bulunduğu Rusya’da Ruslar ile ilgili düşüncelerini ise şöyle açıklıyor:
“Rusları ben aslında Almanlara da benzetiyorum. Zarar vermediğiniz sürece zarar da görmezsiniz. Ama Almanya başta olmak üzere birçok ülkede yaşadım, Ruslar kadar bize daha yakın kimse yok diyebilirim. Diğer milletlere göre bir birimizle çok kolay anlaşıyoruz.’’