Şevket Atmaca


Ekmeğini kazanmaya geldi, ekmekçi oldu!

Gazetem’in bu haftaki konuğu 19 yıl önce Moskova’ya işçi olarak adımı atan,günümüzde Atmaca Grup’un sahibi olan Şevket Atmaca.
Şevket Atmaca’nın gurbet yolculuğu daha çocuk yaşlarında başlamıs.Doğduğu İspir’den ilkokulu okuduktan sonra orta ve lise eğitimi için amcasının yanına,yani Bursa’ya gitmiş. Orta ve lise eğitimini burada tamamlamış.Daha ortaokul sıralarında iş hayatıyla tanışmış.

Hayatını devam ettirebilmek, okuluna gidebilmek için Kapalı Çarşı’da kolye, küpe ve yüzük satmış
Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına girip kazanamayınca beklemeden İstanbul’daki ağabeylerinin yanına giderek iş hayatına bu kez de inşaatta devam etmiş.Ama yaklaşık bir yıl çalıştıktan sonra ayağının kırılması üzerine askere gitmiş. Askerlik bitiminde döndüğü memleketinde evlenmiş ve bir yıl içinde yeniden gurbet yoluna düşmüş.Bu sefer daha da uzağa, yurt dışına Libya’ya çalışmaya gitmiş.
Atmaca bundan sonrasını şöyle anlatıyor: “Teta firması ile Libya’ya kalıp ustası olarak gittim.İki yıl sonunda döndüğümde oğlum 2 yaşına gelmiş koşup oynuyordu. Onun bebekliğini göremedim bile.İspir’de o yıllarda hemen hemen herkes yurt dışında çalışıyordu. Ben Libya’dan kazandığım para ile kendime İspir’de bir mobilya mağazası açtım.Fakat o kadar çok veresiye vermiştim ki sonuçta mağazayı kapatmak zorunda kaldım. Zaten İspirliler de Libya’nın ABD ile arası bozulunca geri dönmek zorunda kalmıştı. Ben tekrar gurbete çıkmak zorunda kaldım. Bu sefer ENKA ile Moskova’ya geldim. ENKA’nın Rusya’daki ilk işi olan Petrovskiy Pasajı’nda çalıştım. Anladım ki,burası herşeye ihtiyaç duyan bir yer.İnşaat işçilerinin sigara ihtiyacını gördüm ve boş zamanlarımda sigara alıp işçilere sattım. Daha sonra dışarı çıkamayan inşaat işçilerinin memleketlerine götürecekleri hediyelik eşya ihtiyacı olan fotoğraf makinesi,tıraş bıçakları,bisiklet gibi şeyler Rusya’da çoktu fakat bulmak zordu. Ben de bunları bulup sattım.Bir yıl sonra ENKA’dan ayrılıp bavul ticaretine başladım. Aslında çok karlı bir işti ama en son seferde 400’e yakın deri montum çalınınca çok zarar ettim.Bu sefer de arkadaşım Sinan Uzun (şimdi un fabrikası müdürüm olan) ile evlerin tadilat işine başladık.

“Rusya’nın geleceğinin çok parlak olacağını tahmin ediyor ve burada kalıcı olmak istiyordum”

Derken fırın işi ile uğraşan bir Türk ile tanıştım ve 1995 yılında ben de bir Rus ile ortak fırın açtım.Açtığımız fırını iyi işletince sayıyı ikiye çıkardık fakat bir süre sonra ortağımla uyuşamamaya başladık. En sonunda 1997 yılında onunla ayrılmaya karar verdim. İyi ve daha modern olan fırını ona bırakıp şu anda içinde bulunduğum fırını ben aldım ve tek başına işletmeye başladım. Derken 1998 krizi ortalığı kasıp kavurmaya başladı.

“Krizde tek düşüncem  işletmemi ayakta tutmaya çalışmak oldu”

Eski ortağım krizle birlikte kapatmak zorunda kaldı ama ben ayakta kaldım. Bir de o ara Türkiye’den domates ile üzüm getirmeye başladım fakat çok büyük zararlarım oldu bu işten. Yıl artık 2001’e gelmiş,kriz bitmişti.Ben de tüm ailemi memleketen getirip dört elle fırıncılığa devam ettim.Ailemde yanımda olunca hep beraber çok çalıştık. 2005’te tedarikçilerimiz bize un yetiştirmede sıkıntı yaşayınca ben de “Kendi değirmenim olsun,kendi unumu da kendim yapayım”diye düşündüm.O yıl Oryol’da bir değirmeni kiraladım ve buğdayımı da alarak işledim.Daha sonra Tambov’da daha büyük ve daha kapasiteli bir değirmen aldım,orada da bir fırın daha açtık.”
Atmaca, Ruslarla ilgili düşüncelerini aktarırken 19 yıldır Rusya’da olduğunu ve bugüne kadar hiç bir Rus’tan zarar görmediğini söylüyor ve, “Ruslar birşey söylüyorsa mutlaka onu yapıyorlar ve sizden de aynı dürüstlüğü bekliyorlar. Eğer sizin onlara dürüst olduğunuzu anlarsalar o zaman kapılarını sonuna kadar size açıyorlar. Aynı bizim Türkler gibi onlarda çok misafirperverler.Evet ticareti belki geç öğrendiler ama şimdi ticaretin hakkını veriyorlar.” diyor.
Atmaca,Rusya’ya yeni geleceklere ve burada yeni işe başlayacak olanlara da su önerilerde bulunuyor: “Önce kendilerine danışmanlık işi ile uğraşan iyi bir şirket bulsunlar. Eskiden bilgiye ulaşmak zordu ama şimdi bizim dilimizi konuşan hemen hemen her sektörden birkaç temsilci bulmak mümkün. Benim tavsiyem ilk önce bir kaç kişiye danışsınlar fikirlerini alsınlar.Dünyanın her yerinde iş yapmak için ön şart dürüstlük ama burada bu biraz daha fazla önemli. Benim naçizane fikrim üretim ve imalat işleri burada karlı,yapacakları iş ne olursa olsun onun üretimini burada yapmayı planlasınlar.Bir de bu ülkenin kendisine has kanunları ve işleyişi var.Bunlara da uyulduğu sürece kazanmak zor değil.”