Mustafa Sarıoğlu“Ruslar, Batılı gibi düşünüp Doğulu gibi iş yapıyorlar”
Gazetem’in “Rusya’dan Yaşam Öyküleri” bölümüne bu sayıda Milton International Paslanmaz Çelik ve Cam Uygulamaları şirketleri sahibi ve Genel Müdürü Mustafa Sarıoğlu konuk oldu. Manisa’nın Alaşehir ilçesinde 1972’de doğan Sarıoğlu, ilçenin köklü ailelerinden geliyor. Türkiye'nin en fazla kuru üzüm üreten ilçesi olan Alaşehir’de dedesi de iki dönem Belediye Başkanlığı yapan Sarıoğlu, İlk ve orta öğrenimini burada tamamlar.
Uzaklığı dolayısıyla kazandığı Kayseri Fen Lisesi yerine İzmir Maltepe Askeri Lisesi’ne giren Sarıoğlu, 1990 yılında mezun olduktan sonra pilot olmak ister ancak gözlerdeki bir rahatsızlıktan dolayı Hava Harp Okulu’na kabul edilmez. Bunun üzerine İzmir’de üniversite sınavlarına hazırlanan Sarıoğlu, askeri okulda aldığı iyi eğitim sayesinde üniversite sınavını çok rahatlıkla kazanır. İstanbul Teknik Üniversitesi işletme Mühendisliğini kazanıp 1996 yılında da bitiren Mustafa Sarıoğlu, o günlerini şöyle anlatıyor:
“ Üniversitede okurken dünyanın en büyük öğrenci kuruluşu AIESEC işletme ve ekonomi bölümü okuyanlarına yurtdışında staj yapma imkanı tanıyordu. O zamanlarda Türkiye bu kuruluşun en büyük şubesiydi. 1993 ve 1994 yılları arasında bende bu kuruma başkanlık yaptım. Bu süre benim için çok eğitici oldu. Çünkü dünyanın birçok ülkesinden Türkiye öğrenci kabul edip Türkiye'den de öğrenci gönderiyorduk. Bu bana çok iyi bir uluslararası tecrübe kazandırdı.
RUSYA İYİ BİR TERCİH OLDU
1996 yılında üniversiteyi bitirdikten sonra dünyanın herhangi bir ülkesinde herhangi bir işletmede 78 haftalık uzun dönem staj yapma hakkına sahiptim. Zaten o dönem yurtdışına giden bütün arkadaşlarım gittikleri ülkede kaldılar. Çoğu ya Londra'ya, ya da New York’a romantik olanlar ise Yeni Zelanda ve Avusturalya'ya gittiler. Ben ise gerek okuduğum Rus klasiklerinden gerek ise gerçekleştirdiğimiz uluslararası organizasyonlarda görüştüğümüz Rus öğrenci arkadaşlar ile yaptığımız sohbetlerden yükseliş dönemindeki Rusya'nın benim için iyi bir tercih olacağını düşündüm.
RUSYA’DAYIM
Ben zaten hiçbir zaman profesyonel hayatı düşünmedim. Hep kendi işimi yapmak istiyordum. Ve bana göre de doğru adresi Rusya idi. Bende bunu üzerine benim adresim Rusya dedim ve 1996 yılında bavulumu toplayıp Rusya'nın yolunu tuttum. Ablamın eşi o dönem Rusya'ya ayakkabı ticareti yapıyordu. Türkiye'deki birçok fabrikada ürünleri alıp Rusya'ya pazarlıyordu. Ben Moskova'ya gelince, burada bir temsilcilik ofisi ve depo açtım. Yaklaşık bir yıl kadar bu şekilde çalıştım. Bu dönem Türk ayakkabı sektörü atölyecilikten yeni yeni fabrikasyon sistemine geçiyordu. Bu geçiş sürecinde de çok sayıda kalıp hatası model hatası imalat hatası ile karşılaşıyorduk ve iade çok oluyordu. Bu da beni çok yormuştu bu işi sürdürmek istemiyordum ve bavulumu topladığım gibi Türkiye'ye döndüm.”
3 GÜN SONRA YİNE MOSKOVA
Ancak valizini bile açmaya fırsat bulmadan bir arkadaşı aracılığıyla Pimapen şirketinden satış ve pazarlama müdürlüğü için teklif alan Sarıoğlu, üç gün sonra tekrar Moskova'nın yolunu tuttu.
1998 yılında yaşanan krize kadar bu şekilde çalışan Sarıoğlu, şirketin imalatı durdurma kararı almasıyla sahip olduğu bir bilgisayar ve bir cep telefonu ile kendi şirketini kurar. Cam işinde Pimapen’de çalışırken edindiği tecrübe ile kendi firması üzerinden işi sürdürmeyi ve bu şekilde Moskova'dan ayrılmamayı kararlaştıran Sarıoğlu, o süreci şöyle anlatıyor:
“ O dönemler başta Moskova'da olmak üzere Rusya’da bir alışveriş merkezi yapma çılgınlığı vardı. Hemen her köşe başında bir alışveriş merkezi inşaatı vardı. Bende mağazaların dış cephelerini yapıyordum ve bu konuda uzmanlaşmıştım. Kurduğum ve hala sahibi olduğum Milton şirketi ile mağazaların cam kapı ve vitrin sistemlerini yapıyorduk. Bu konuda iş yapan o dönem diyebilirim ki belki tek firmaydık. Moskova'daki birçok alışveriş merkezinde mutlaka iş yapmışımdır. İçerisinde çalışma yapmadığımız çok azdır. Buradaki bilinirliğimiz artınca talep gelen Rusya'nın diğer şehirlerine de gitmeye başladık.
2008 yılında yaşanan krize kadar sadece bu işe konsantre oldum. Diyebilirim ki kafamızı kaşıyacak zamanımız yoktu. 2008 krizinde en çok etkilenen sektör inşaat sektörü olunca bizde de bir duraklama süresi oldu. Daha doğrusu kafamızı işten kaldırma ve kendimize bakma şansımız ortaya çıktı. Gerçi 2008’den 2009 yılının ilk dönemlerine sarkan elimizde Moskova'nın en büyük alışveriş merkezlerinden olan Metropolis alışveriş merkezi işi vardı ve onun ile uğraştık. Bu alışveriş merkezinin içerisindeki bütün cam imalat ve montaj işini biz yaptık.
KUNG-FU FELSEFESİYLE KENDİMİ SIFIRLADIM
2010 yılını inşaat sektöründeki durgunluğu da fırsat bilerek dinlenerek geçirmek istedim. Bunun üzerine Çin'in orta bölgesindeki Wudang dağlarında Kung-Fu felsefesini öğrenmek için gittim. Bildiğiniz üzere burası Kung-Fu felsefesinin doğuş yeridir. Bende burada diyebilirim ki kendimi sıfırladım. Orada aldığım eğitimle çok rahatlamıştım ve Moskova'ya tekrar döndüğümde kafam çok rahattı.”
“Başka sektörlerde neler yapabilirim” diye bakınırken şu an faaliyette olan Ocakbaşı Restoran için ortakları Abdurrahim Güzel ve Cevat Durmuş’tan aldığı teklifi değerlendiren Sarıoğlu, şuan faaliyette bulunan restoranı birlikte açar. Sarıoğlu, “Tabi bu başka kapıları da açtı. Bu yılın başında Gastroinox projesini Cevat ve Abdurrahim beye ek olarak Selim Kurtulmuş beyi de dahil ederek hayata geçirdik. Burada Türkiye'nin önde gelen restoran ve otel ekipmanları üreticilerinin ürünlerini bir çatı altında topladık. Ve başarılı bir şekilde projeyi devam ettiriyoruz. Rusya'nın her tarafına ürünleri gönderiyoruz. Burada Cevat ve Abdurrahim Bey için bir parantez açmak istiyorum, ilerlemiş yaşlarına rağmen inanılmaz bir pozitif enerjiye sahipler. Yaptıkları iş ne olursa olsun hissederek yapmaya çalışıyorlar” diyor.
“AFTER 7 ”
İlk açtığı Milton ile asıl işine de devam eden Mustafa Sarıoğlu, Ocakbaşı Restoran ve Gastroinox projelerinde de ortaklığını sürdürüyor. Ancak “İşte bu benim mesleğimdir” dediği projeyle karşılaşan Sarıoğlu, Adını “After 7” koyduğu showroom’un kendisini hayalindeki işe kavuşturduğunu söylüyor.
Sarıoğlu ‘kendimi buldum’ dediği işi ve duygularını da şöyle anlatıyor:
“ Bina çok eski. Çevremizdeki bütün firmalar sanat işiyle uğraşan firmalar. Burada özel tasarım ürünleri mobilyalar mutfak araçları restoran ve kafe ekipmanları sergiliyoruz. Aynı zamanda burası akşam 7’ye kadar showroom olurken, akşam yediden sonra ise firmaların veya kişilerin özel günlerini kutlayacakları bir mekan şeklinde tasarlandı. Burada insanlar özel günlerini kutlarken aynı zamanda mekandaki ürünleri satın da alabiliyorlar. Biz burada alternatif bir satış ve tanıtım uyguluyoruz. İnsanlar burada eğlenirken ve özel günlerini kutlarken kullandıkları araç ve gereçleri satın alabiliyorlar. Bu konsept sanırım ilk defa uygulanıyor. Bende bu işten inanılmaz büyük bir keyif alıyorum. Hem iyi zaman geçirip hem de iş yapmak çok zevkli.
ANI YAŞARIM
Ben içinde bulunduğu anı yaşamayı seven birisiyim. Birçok ülkeyi görme şansım oldu ve benim bu düşüncem birçok Rus zaten yaşıyor. Bense bunu Kung-Fu felsefesi eğitimi sırasında öğrendim. Benim için şu an geçip giden ve gelecek olan zamandan çok daha önemli. O nedenle bu kurduğum yeni alternatif pazarlama işi tam benim istediğim bir yaşam tarzını içeriyor.”
1996 yılından beri Rusya’da yaşayan Mustafa Sarıoğlu, 2005 yılında Rusya’dan evlenir ve eşinin Türkçe öğrenmesi için bir yıl kadar Türkiye ağırlıklı yaşadıklarını söyleyip, “ Ama ben gene çoğunlukla buradaydım onun dışında hiç kopmadım Moskova’dan” diyerek buraya çok bağlı olduğunu ve çok sevdiğini söylüyor.
“Rusya her zaman çok büyük bir imparatorluktu, şimdi de çok büyük ve güçlü bir ülke” diye konuşan Sarıoğlu, Dünya’nın bütün kaynaklarının %30’unun Rusya’da bulunduğunu, bu potansiyelin de şu anda sadece %10’unun kullanıldığını anlatıyor.
“RUSLAR, BATILI GİBİ DÜŞÜNÜP DOĞULU GİBİ İŞ YAPIYORLAR”
Rusları kesinlikle çok duygusal ve anı yaşayan birileri olarak gördüğünü de ifade eden Sarıoğlu bu konudaki düşüncelerini de şöyle aktarıyor:
“ Mesela bir Avrupalı doğarken kendisi için çizilen yaşam rotası bellidir. Ama Ruslarda böyle kalıplar yok. Çok rahatlar ve dediğim gibi anı çok önemsiyorlar ve yaşıyorlar. Ben bir de şunu görüyorum, Dünya haritasında Moskova’dan İstanbul’a bir çizgi çizerseniz buranın doğu ile batının kesiştiği nokta olduğunu görürsünüz. Moskova’dan çizginin sağına veya soluna geçtiğinizde hayat çok fark ediyor. Aynısı İstanbul içinde geçerli. Bakın Edirne’ye, bakın Ankara’ya ve ya Moskova’dan 100km doğuya ve ya batıya gidin, yaşamın ne kadar fark ettiğini göreceksiniz.
İş yapma teknikleri de dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar kendilerine özgü. Batılı gibi düşünüp doğulu gibi iş yapıyorlar. Mesela restorancılıktan örnek verirsem anlarsınız. Dünyanın hiçbir şehrindeki bir İtalyan restoranında suşi bulamazsınız, ya da suşi restoranında başka dünya mutfaklarından örnekler bulamazsınız. Ama Rusya’da bu hizmeti alırsınız.” |






