Barbaros Özsaygılı


“Ruslar, kararlı ve ilkeliler”

 

 “Rusya’dan Yaşam Öyküleri” bölümünün bu sayıdaki konuğu Bosca Fashion Group Yönetim Kurulu Üyesi 
Barbaros Özsaygılı oldu.

1971 yılında Gaziantep’te doğan Özsaygılı, öğretmen olan anne ve babasının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen sınavı kazanarak Almanya’ya görevli olarak gönderilmesiyle 10 yaşında Dillingen kasabasına yerleşir. Anne ve babası burada Türk öğrencilere ders verirken Barbaros Özsaygılı da babasının tercihiyle 5. Sınıf yerine 3. Sınıftan eğitime devam eder ve böylece çok sağlam bir eğitim alarak Almanya’nın en prestijli okulu sayılan Gymnasium da eğitim görür. 

Özsaygılı, Almanya’da 6 yıl kaldıktan sonra tekrar Gaziantep’e döner ve girdiği sınavda Gaziantep Anadolu lisesini kazanarak eğitimine orada devam eder. Lise sonrası girdiği sınavda İstanbul Üniversitesi Avrupa Topluluğu Yüksek Okulu’nu kazanan Özsaygılı, hayli ilginç geçen üniversite dönemini de şöyle anlatıyor:
“ Oraya kaydımı yapıp okumaya da başladım ancak bana göre bir bölüm olmadığını gördüm ve tekrar sınavlara hazırlanarak üniversitede başka bölüm okumak için yoğun bir çalışmaya girdim. Okula da gitmez oldum. Sınavı çok iyi geçirip, iyi okullar kazanacağımı beklerken eve gelen ‘Matematikten kopya çektiği tespit edilmiştir’ mesajı ile şok oldum. Çünkü kitapçığımın üzerinde çözdüğüm sorulardan emindim. Annem ve babamla birlikte hakkımı aramak üzere Ankara’nın yolunu tuttuk. Amacımız kitapçığımı bulup kopya çekmediğimi göstermekti. Ama Ankara’da öğrendiğimiz tek şey bilgisayarın bunu otomatik yaptığı ve çaprazınızda bulunan kişi ile yaptığınız yanlışlar aynı ise kimin çektiğine veya çekip çekmediğinize bakılmaksızın kopya sayması oldu. Öyle olunca sonuç alamadık ve bir senemin kaybolması söz konusu oldu. Bende hemen Almanya Konsolosluğu üzerinden sene kaybı yaşamamak üzere Alman üniversitelerine başvurdum ancak onların kayıt süresi dolduğundan kabul edilmedim. Mecburen tekrar dershaneye gidecekken babam ‘istersen seni Rusya’ya gönderelim’ dedi.

RUSYA GÜNLERİ BAŞLIYOR
Çünkü onlar Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bir arkadaşı ile birlikte buralara gelmiş yaklaşık 3 aylık bir gezi düzenlemişlerdi. Daha doğrusu tüccar olan arkadaşı için hurda demir aramaya gelmişlerdi. O nedenle uzun bir süre bu bölgede gözlemleme şansı olmuştu ve bana o gözlemlerine dayanarak ‘Bu ülkede her şey var. On yıl sonra bu ülke şaha kalkacak. Sadece zamana ihtiyacı var’ demişti. Bende sene kaybım olmasın diye tamam dedim.  Dershaneden reklamını gördüğümüz bir şirketi arayarak onun üzerinden 1992 Ekim ayında 40 kişi ile birlikte Moskova’ya geldim. İlk önce bizi yurda yerleştirdiler ve bize ‘3 bölüm okuyabilirsiniz’ dediler. Bunlar Tıp, İnşaat ve Bilgisayar bölümleri idi. Ben tabi inşaatı seçtim ve o konuda önce hazırlık okudum sonrada Moskova Devlet İnşaat Üniversitesine (MGSU) kaydımı yaptırdım. İlk zamanlarımızda sistem değiştirmiş bir ülke söz konusu idi ve imkânlar çok kısıtlıydı. Çok iyi hatırlıyorum telefon açmak için bizi getiren turizm firmasının ofisine gelip oradan evlerimizi arıyorduk. Ama hayat çok ucuzdu.”

“BURAYA GELEN İLK İŞADAMLARINA TERCÜMANLIK YAPTIK”
Ülkenin yeni yeni dışarıya açıldığını, 3. sınıftan itibaren fuarlara gelen işadamlarına tercümanlık yaparak buradaki ticaret yapısını bildikleri kadar anlattıklarını ifade eden Özsaygılı, bu süreçte tam bir hayat okulundan geçtiğini söylüyor.  Canlı hayvan tüccarından, büyük sanayicilere kadar herkesle konuşma şansını bulduğunu da belirten Özsaygılı o günleri de şöyle anlatıyor:
“ Buraya yatırım yapmaya geleninden tutun, Türkiye’de zor günler geçirip burada ışık arayanına kadar birçok alanda insanla konuşup onlardan birçok şey öğreniyordum. Bu daha sonra hayatımda bana inanılmaz kolaylıklar sağlayan bilgiler oldu. Artık öyle olmuştu ki babama ‘ben üniversite okuyorum ama mesleğimden ziyade ticaretle uğraşmak istiyorum’ diyordum. Babamda ‘okulunu bitir diplomanı al sonra ne yapmak istersen onu yap’ diyordu. Bende onu dinleyip üniversiteyi bitirip diplomamı aldım. 

Ancak bu arada 98 krizi oldu. Çok iyi hatırlıyorum dolar 6 ruble idi, bir anda 40 küsur rubleye çıktı. Ben o gün İstanbul’da havaalanından Moskova’ya uçacaktım. Yanımda bir işadamı bu olaydan bahsediyor bende tabi öğrenciyim cebimdeki birkaç yüz doların ruble karşısında aldığı değere bakarak ‘Çok iyi’ demiştim. Ama o işadamı bayağı bozulmuştu. Tabi bunu ben çok sonradan anladım. Ancak o zamanda o kur farkı biz öğrenciler için çok iyi olmuştu.”

TİCARET GÜNLERİ
Barbaros Özsaygılı, 1999 yılında Avukat İbrahim Artukaslan ile birlikte Renkprom diye bir promosyon ve reklamcılık şirketi kurarak ilk ticari hayata adımını atar. Ancak bir süre beraber çalıştıktan sonra “ışık” görmeyince kendi yolunu çizmek için ayrılır. Özsaygılı, o sıralarda da İstanbul merkezli bir dış cephe reklamcılık malzemeleri işi ile uğraşan ve çok değer verdiği firma sahibi Tümer Altınay’ın bu işi Rusya’da yapmak istemesiyle işe talip olur.  BRB&T adında bir firma kurarak bunun üzerinden dış cephe reklamcılığında kullanılan malzemeleri Rusya’da satmaya başlayan Özsaygılı,paralel olarak büyük bir sigara firmasının Bağımsız Devletler Topluluğu’na yönelik bütün baskı işlerini alır. Onları da Türkiye’de matbaalarda bastırıp Moskova’ya getirerek dağıtımını sağlayan Özsaygılı, bu şekilde birkaç sene çalışır. Zaman içinde  sattıkları malzemelerin birçoğunun üreticisi olan Alman firmalarının Rusya’daki distribütörlerini güçlendirmesi ile rekabet gücünü yitirince sadece matbaa işiyle uğraşmaya devam eder. Matbaa işinden de büyük bir birikim sağlayan Özsaygılı arayış içinde olduğu bir dönemde tesadüfen karşılaştığı ve hayatının yönünü değiştiren olayı ise şöyle anlatıyor:
“Mutlaka başka bir iş yapmalıyım diye düşünüyordum. Zaten bu düşüncemde haklı çıktım çünkü Rusya’da büyük matbaalar açılmaya başladı ve kar marjları düşünce bizim ya bir matbaa tesisi kurmamız gerekiyordu ya da bu işten vazgeçmemiz. Tabi büyük bir yatırım gerektirdiği için biz bu riske girmedik ve 2003 yılında da bu işte piyasa koşullarında rekabet edemeyince kendiliğinden bitti. Tabi bu sırada 96 yılında tercümanlık yaptığım yıllarda tanıştığım bir Rus iş adamı ile tesadüfen Kızıl Meydan’da karşılaştık. Tekstil ve ayakkabı işi ile uğraşıyordu ve Kızıl Meydan’ın hemen yanındaki GUM Alışveriş Merkezi’nde birkaç mağazası vardı. Bana, ne yapıyorsun ne ediyorsun derken yakında mağazalardan birisinin boşalacağını ve yabancı birisine vermek istemediğini belirterek istersem bana verebileceğini söyledi. Bende kendisinden düşünmek için süre istedim ve tanıdığım bazı tekstilcilere orayı göstererek böyle bir fırsat olduğunu söyledim. Benimle ortak girmeleri halinde bu işi yapacağımı belirttim.  Ancak bu işten hiç bir şey anlamıyordum. Yeri onlara gösterince hemen kabul ettiler ve bende o tanıdığım Rus arkadaşa gidip mağazayı tutacağımızı söyledim.  Ancak kış ayları idi ve biz mağazayı yeni sezonun açılışı için düşünüyorduk. Aradaki 3-4 aylık sürede kendimi tekstil konusunda geliştirdim. Çünkü hiç ilgili olmadığım bir alandı. Ayrıca işletmeyi diğer tekstilci ortaklarım yapacak zannediyordum ancak onlarda toptancı olunca o işte bana kaldı. Bununla birlikte ben artık öyle bir geliştirdim ki kendimi sormayın. Muhasebeden, gümrüğe, malın satışından sergilenmesine kadar tecrübe kazandım. Tercümanlık döneminde edindiğim bilgiler işte bu evrede bana çok yardımcı oldu. İşler çok iyi gitmeye başlayınca Rublovski Şose üzerinde bir alışveriş merkezinde ikinci şubemizi bir yıl sonra açtık. Bunu daha sonra Festival Alışveriş Merkezi’ndeki mağazamız takip etti. Erkek giyim konusunda piyasada iyi işler yapmaya başladık. Ancak Rublovski Şose’deki alışveriş merkezindeki mağazamızın mülk sahibi ile anlaşmazlık yaşayınca onu kapatmak zorunda kaldık. Fakat uzun bir süre geçmeden Moskova’nın şimdiki en popüler AVM’lerinden olan Metropolis’te mağazalar kiralanmaya başlanmıştı. Bizim elimizde de mağaza malzemesi olunca oradan bir mağaza aldık ve orada da mallarımızı satmaya başladık. İşlerimizi tekrar 3 mağaza üzerinden yapıyorduk ve 2009 yılına kadar böyle devam ettik. O sene herkes kendi yolunu seçince ortaklık yapımız bozuldu. Mağzaları paylaştık ve ortaklığımızı sona erdirdik. 

Artık yoluma tek başına devam edecektim ancak o dönem bir çıkış yakalayan Bosca Fashion Group’tan arkadaşım olan Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Ergün bana ortaklık teklif etti. Bizde onlarla birlikte mağazacılık alanında el sıkışıp birlikte çalışmaya başladık. Kendileri bunun yanı sıra tekstil ve beyaz eşya toptancılığı da yapıyorlar. Şimdilik Moskova ve St. Petersburg’daki mağazalarımızı arttırıyoruz ancak bizim tüm Rusya’ya yayılmak gibi bir ortak hedefimiz var ve yatırımlarımızı hala sürdürüyoruz.”

RUSLAR KARARLI VE İLKELİLER
Uzun yıllardır Ruslar ile iç içe yaşadığını, yaşamının büyük çoğunluğunu Ruslar ile geçirdiğini anlatan Özsaygılı, ticaret içinde geçen hayatı boyunca bugüne kadar hiçbir Rus ile problem yaşamadığını söylüyor.  Ruslarla doğru anlaşma yapıldığında hayatta zor durumda bırakmadıklarını da ifade eden Özsaygılı, “ Rusların mantık silsilesi çok iyi çalışıyor. Keskin çizgileri var. Ve o çizgileri hiç kimse için ihlal etmezler. Bizler ise öyle değiliz bazen duygularımız mantığımızın önüne geçebiliyor. Sonuçta bu çoğunlukla bize kaybettiriyor ama Ruslar bu konuda çok net. Dünyaya bakış açıları çok net. Kararlı ve ilkeliler. Doğru veya yanlış, kararlarının arkasında duruyorlar. Bu da onları ticarette güçlü kılıyor ve kazandırıyor” diyor.

“RTİB’İN KURULUŞUNDA BULUNDUM”
1997 yılında RTİB’in ilk kurulma kararının verildiği odada bulunduğunu ve o ana tanıklık eden 3-4 kişiden birisi olduğunu da belirten Barbaros Özsaygılı, “ Kuruluş aşamasında çok sayıda dosyasını taşımak bana nasip oldu. Zaten o dönem RTİB’in ilk genel sekreter yardımcılığını da yaptım” diyor.