Yüksel Karadeniz“İlişkiler, iki halkı vazgeçilmez noktasına götürüyor”
“Rusya’dan Yaşam Öyküleri” ne bu hafta Palmira Group Genel Müdürü Yüksel Karadeniz konuk oldu.
İstanbul’da 1965 yılında doğan Yüksel Karadeniz, ilk orta ve lise eğitimini burada tamamladı. Göztepe Ticaret Lisesi’nde bankacılık okuyan Karadeniz, okuldan mezun olanların o dönemde çok iyi olanaklarla tercih edilmesiyle bankacılığı hedefledi. İnşaat işleriyle uğraşan babasının kendisini işten uzak tutmaya çalıştığını anlatan Karadeniz, “ Ancak korktuğu başına geldi. Çünkü ben harita mühendisi kapı komşumuz ile tanışıp başlarda yaz aylarında sonra lise bitince sürekli yanında çalışmaya başlayınca artık kendimi işin içinde buldum. Üniversite okumak yerine, iş hayatını tercih etmemde birazda maddi imkansızlıklardan dolayı aileme yardımcı olmak ve eve para getirme isteğim vardı. Harita mühendisi olan komşumuzun yanında kendimi iyi yetiştirip, çekirdekten yetişme bir topograf oldum” diyor.
Hareketli bir iş olan topograflığı kısa sürede çok sevdiğini belirten Karadeniz, bu nedenle işe çok ısınarak kendisini daha da geliştirir. Yaklaşık 2 yıl mühendis komşusu ile çalışan Yüksel Karadeniz, sonrasında vatani görevini yapmak üzere askere gider. Asker dönüşü kafasına yurt dışına gitme fikri giren Karadeniz, bir tanıdığı aracılığıyla da ENKA’ya başvurur ve Rusya’nın yolunu tutar. Karadeniz o günleri şöyle anlatıyor:
“ Şimdiki ENKA Genel Müdürü Haluk Gerçek Bey o zamanlar beni işe almış ve aramızda hiç unutmadığım şu diyalog geçmişti; ‘İnşaatın alt yapısında mı, yoksa üst yapısında mı çalışıyorsun?’ Ben de kendisine alt yapı, üst yapının ne olduğunu bilmediğimi topograf olduğumu söylemiştim. Kendisi bana, ‘Seni bir yollayalım. Bir iki ay bak. Yapamazsan dönersin’ deyip 1989 Nisan ayında Moskova’ya gönderdi. Geliş o geliş 22 yıldır buradayım.
“RUSYA’YA SOVYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE GELDİM”
Burada ENKA’nın ilk şantiyelerinden olan hastane şantiyesinde çalışmaya başladım. O dönem ülke hala Sovyetler Birliği idi. Geldiğimizde ülkede şartlar çok iyi değildi, ancak ona rağmen sahip olduğumuz imkanlar çok hoşuma gitmişti. Aldığımız ücrette cabası. Üstelik yattığımız yer olimpiyatlar için yapılan ve dünya çapında sporcuların kaldığı ve olimpiyat sonrası otel olarak işletilen yer olması benim gibi imkanları kısıtlı olan aileden gelen birisi için çok cezbedici olmuştu.
Zaten o dönem bizimle çalışan o projedeki yöneticilerin çoğu şu anda ya ENKA’nın içinde çok üst düzeydeler ya da kendi işlerinin patronları oldular. Çok iyi bir deneyim olmuştu benim için. Yaklaşık 18 ay kadar süren bu projenin bitimi ile ülkede rejim de değişti ve Sovyetler Birliği yıkılıp yerine Rusya Federasyonu inşa edildi. Tabi biz çalıştığımız ve dış hayattan kopuk olduğumuz için bunu çok hissetmedik. Sadece işimize bakıyorduk. Zaten geçişte öyle çok sıkıntılı olmadı.
Sonrasında o dönemlerde askeri konut projesi furyası başlamıştı ve ENKA’da Borisow askeri konutlar projesini almıştı. Bizden 173 günde 600 konutluk yeni bir kent kurmamızı istiyorlardı. İçinde hastanesi, okulu, konutu aklınıza gelebilecek her şey. Ve biz o projeyi istenen sürede yetiştirip teslim ettik. O proje ile Şarık Tara bizzat ilgilenip takibini yapıyordu. Bu projeden başarılı ayrılınca bu defa Slonim askeri konutlarına geçtik. Burada da zamana karşı yarışıp 18 ay gibi bir sürede 1300 konutluk bir kent inşa ettik.”
KAYAKLA ÇALIŞAN TOPOGRAF
Slonim projesi bittiğinde ENKA ile Tschaikowski askeri konutları için Perm yolunu tutan Karadeniz, topografların inşaat başlamadan araziye ilk gittiğini ve en son ayrıldıklarını anımsatarak -17 derecede başlarından geçen ilginç bir olayı ise şöyle anlatıyor:
“ Yerel topograflardan arazi teslimi için gitmiştik. Yerdeki kar diz boyuydu. Biz yerel topografları beklerken karşıdan kayaklarla iki kişi bize doğru gelmeye başladı. Bize yaklaşıp ‘ biz yerel topograflarız’ deyip araziyi göstermek için yanlarında getirdikleri kayak takımlarını vererek giymemizi ve kendilerini takip etmemizi istediler. Ancak biz bırakın kaymayı kayak takımını bile ilk defa bu kadar yakından görüyorduk. Yürüyerek gideceğimizi söyledik ancak yerde öyle bir kar vardı ki adımınızı atığınız an belinize kadar batıyordunuz. Karşı karşıya kaldığımız o durum, hiç gözümün önünden gitmiyor. Tabi sonrasında mecburen öğrendik kaymayı ve bizde birçok işimizi kayarak yapmaya başladık.”
Karadeniz, o projeye başlayacakları zaman havanın aşırı soğuk olmasından dolayı trenle gelen inşaat makinalarının donduğunu ve çalışmadığını, bir ay boyunca makinaları çalıştırmak için uğraştıklarını ve çok zor koşullarda iş yaptıklarını da söylüyor.
Proje bitiminde ENKA’nın herkesi ‘Yeni iş başladığında sizi ararız’ diyerek Türkiye’ye yolladığını anlatan Karadeniz, Rusya’dan evlendiği için gitmeyerek İlkumut inşaat firması ile el sıkışır ve bu seferde Stavropol şehrinin yolunu tutar. Karadeniz, Stavropol şehrindeki Zberbank merkez binası işinde 7-8 ay kadar çalıştıktan sonra Moskova’da ki Garanti Koza şirketine geçer ve onlarla da Moskova’daki Zberbank’ın ana merkez binasının yapımında çalışır.
TİCARETE İLK ADIM
Moskova’da çalışırken şantiyenin yemeğini çıkaran firma ile yaşanan problemler, Karadeniz’in ise önüne bir fırsat çıkarır. Bu fırsatı değerlendiğini ve o güne kadar profesyonel olarak bulunduğu iş hayatına ticaret yaparak devam ettiğini söyleyen Karadeniz o süreci ise şöyle anlatıyor:
“ Bu benim ilk ticaret girişimim idi ve korkarak da olsa o adımı attım ve başarılı bir şekilde şantiye bitinceye kadar devam ettirdim. Yaklaşık 1500 kişiye yemek çıkartıyorduk. Çok iyi paralar kazandım. Şantiye bitimiyle de iş bitti. Ticarete ısınmıştım ve bir şekilde devam ettirmem gerektiğini düşünüyordum. O zamanlar Türk tır şoförlerinin konakladığı bir tır parkı vardı ve onun içinde kafe bar karışımı bir yer vardı. Buranın işletmeciliğini yapıp yapamayacağımı sordular bende yaparım deyip, yemek çıkardığım zaman ki ustabaşı ve bir kişiyi daha alarak orayı çalıştırmaya başladım.
Ancak inanılmaz rahatsız verici bir işti. Ne kadar sorunla karşılaştığımı anlatsam yazmaya defterler yetmez. Her gün başka birisinin çıkardığı olayla ya hastanede alıyorduk soluğu ya karakolda. Bıkma noktasına geldiğim bir gün, beraber çalıştığımız Aziz Gürokutan Beta-Tek firmasında proje müdürlüğü yapıyordu ve onun ziyaretine gitmiştim. O bana tekrar topograflığa dönmemi ve kendileri ile çalışmamı istedi. Bana ‘bırak bu restoran işlerini sana göre değil’ dedi ve önce ara sıra olmak üzere çalışmaya ikna etti. Sonrasında da tam mesai ile çalışıp bir buçuk yıl kadar işlettiğim o kafeteryayı bıraktım.
2001-2002 yılında Novomoskovsk’da bir fabrikanın yapımında çalıştım sonra Kampina’da bir yoğurt fabrikasının yapımında çalıştım ve sonrasında ENKA’ya geri döndüm. Onlarla birlikte Moskova’daki Leningratski Şose üzerindeki İKEA MEGA projesinde şantiye şefi olarak çalışmaya başladım. Bu projede 2004 yılına kadar sürdü. Sonrasında bir arkadaşım bana dedi ki ‘ Moskova merkezde Ritz Carlton adında bir otel yapılıyor. Betonarme işini taşerona verecekler. Bizde katılalım’ dedi. Tabi o sıralar bizde taşeronluk yapmak istiyorduk bu olay vesile oldu. O zaman kalfa olan Delil Öztürk arkadaşım, ‘ yanımıza bir de inşaat mühendisi alalım ve ihaleye öyle katılalım’ dedi. Bizde o zaman Beta-Tek’te çalışırken tanıştığımız Murat Emin Dai ile konuşup böyle bir güç birliği yaptık. O inşaatı bir Rus firması yapıyordu ancak orada sorumlu bir Türk vardı. Bize ‘teklifinizi hazırlayıp gelin’ dedi. Bizde hazırlığımızı yapıp teklifimizi verdik. Ancak teklifimizi pahalı bulunca işi bize vermediler. Fakat şöyle bir gelişme oldu, o projede teklif verdiğimiz kişi olan Ömer Bilgin, Murat Emin Dai’ye ‘gel burada proje müdürü ol’ demiş, Murat da bizi arayıp ‘gidebilir miyim’ dedi bizde ‘sakıncası yok’ dedik ve o orada çalışmaya başladı. Birkaç ay sonra Delil kalfayı da yanına aldı ve o da orada çalışmaya başladı. Sonra benimle konuşup ikna edince bende o projede çalışmaya başladım. Aynı şekilde şimdi ki ortaklarımızdan yine benim gibi topograf olan Cengiz Ergün ve Ahmet Gaziyev beton taşeronu olarak aynı şantiyede çalışıyordu.”
PALMİRA GROUP’UN KURULUŞU
Yüksel Karadeniz, Ritz Carlton projesinin bitiminde Cengiz Ergün, Murat Emin Dai, Ahmet Gaziyev ile birlikte ortak bir şirket kurduklarını ve bu şirketle küçük işler alarak yaptıklarını fakat Ritz Carlton’da işveren firmanın CEO’su olan Erkan Erkek’in Puşkina’daki projeden kendilerine iyi bir iş verdiğini ve bu işin kendileri için çıkış noktası olduğunu belirtiyor.
Karadeniz, daha sonra Amerikan kırtasiye şirketi 3 M’in Volokolomsk’taki işini, İngiliz Alüminyum kutu fabrikası Rexam’ın Çelyabinsk’teki işini, Krokus fuar alanının betonarme işini ve İngiliz lojistik parkı Raven’in projelerini yaptıklarını ve isimlerinin böylece sektörde duyulmaya başladığını söylüyor.
2008 kriziyle işlerin kesilmesi ile başlayan iç huzursuzluk sonucu Murat Emin Dai 2010 yılında kendi yolunu çizeceğini belirterek şirketten ayrılınca üç ortak olarak yollarına devam ettiklerini ifade eden Karadeniz, şirketin genel müdürlük görevini de üstlenir. 2011 yılına girildiğinde işlerin açıldığını anlatan Karadeniz, bu dönemde, Dağıstan’da bir cam fabrikası, Vladikino’da 130 bin metrekarelik lüks konut ve villa projesi ve Belgorod’da et fabrikası işini aldıklarını ve bu işleri yetiştirmeye çalışarak iş hayatlarına devam ettiklerini belirtiyor.
Karadeniz, İstanbul ofisini de bu yıl daha aktif hale getirdiklerini ve şu anda orada da yoğun bir iş trafiğini sağladıklarını, Türkiye’nin köklü firmalarından Koray inşaat ile anlaştıklarını, Koray Palmira Group olarak, Afrika, Rusya, Ortadoğu da işbirliği yapacaklarını kaydetti.
RUSYA GÖZLEMLERİ…
Rusya’da 22 yıldır bulunduğunu da ifade eden Yüksel Karadeniz gözlemlerini ise şöyle anlatıyor:
“ Şunu rahat söyleyebilirim ki, biz bir birimize çok benziyoruz. Dosteyevski’nin de ‘Siz bizden biraz daha duygusalsınız’ dediği gibi tek farkımız o. İki ülke insanları olarak birbirimize o kadar kenetlendik ve ilişkilerimiz, evliliklerimiz o kadar arttı ki, iki ülke karşılıklı vizeleri bile kaldırdı. Siyasi ilişkiler, insani ilişkiler ve de ticari ilişkilerimiz öyle bir güçlü köprü kurdu ki ilişkilerimiz Rusları bizim için, bizi Ruslar için vazgeçilmez noktasına götürüyor.”
|






