Sergey Yakunçikov


“Rusya dışında Rusların en rahat olduğu ülke Türkiye”

 

“Rusya’dan Yaşam Öyküleri”nin bu haftaki konuğu CSKA Moskova Futbol Takım Menajeri Sergey Yakunçikov oldu.

Moskova’ya yaklaşık 100 km uzaklıktaki Kolomna şehrinde doğan Yakunçikov, ilk orta ve lise eğitimimi burada tamamladı. İlkokul 5’ci sınıftan itibaren kürek sporu ile uğraşan ve o dönemlerde Sovyetler Birliği birinciliğine ulaşan Yakunçikov, lise bitiminde hemen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Enstütüsüne devam etti. Burada bir yıl kadar okuduktan sonra askere giden Yakunçikov, sporcu olduğu için Türkmenistan’a Aşkabat’a ordu takımına gönderildi ve askerliğini sporcu olarak devam ettirdi.

Askerlik bitimiyle Aşkabat’ta kalmaya karar veren Yakunçikov, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Enstitüsü’ndeki kaydını Aşkabat’a alarak okulu burada bitirir. Sergey Yakunçikov bu arade eğitimi sırasında Kopedok Aşkabat takımında masörlük de yaparak iş hayatına ilk adımı atar.

GENÇLERBİRLİĞİ...
Eğitim gördüğü okulda tanışarak yaşamını birleştirdiği kız arkadaşının babasının ünlü teknik direktör Valeri Nepomniachi olması da Yakunçikov’un önünü açar. Kamerun’u çalıştıran ve başarılı olunca gözde olan kayınpederi Valeri Nepomniachi’nin Türkiye’de Gençlerbirliği ile anlaştığını anlatan Yakunçikov o günleri şöyle anlatıyor:
“1991 yılında ben enstitüyü bitirdiğim zaman o da Gençlerbirliği ile anlaşmış ve takımı çalıştırmaya başlamıştı. Beni de Ankara’ya davet ederek takımda çalışmamı istedi. Bunun üzerine eşimi de alarak Ankara’ya gittik. Havaalanından inip merkeze doğru araçla giderken yol boyunca en az üç tane takımın antrenman yaptığını gördüm. Bana bu takımların ikinci üçüncü ve amatör takımları olduğunu söylediklerinde bir kat daha şaşırdım. Çünkü biz birinci ligde olmamıza rağmen bu kadar derli toplu çalışma şartlarına sahip değildik. Bizde antrenmanlara gelen futbolcuların her birisi farklı bir eşofman giyerken burada amatör takımlar bile tek tip kıyafetlerle antrenman yapıyordu. Bu benim çok hoşuma gitmişti. Çünkü burada kendimi daha da geliştireceğimi düşünüyordum. 

Gençlerbirliği’nde bir sezon masör olarak çalıştım ve bu sırada kızım dünyaya geldi. Ancak bir sonraki sezon  Valeri Nepomniachi Ankaragücü’ne transfer olunca bende eşimi de alarak Rusya’ya Kolomna’ya döndüm. Burada ikinci lig takımlarından Viktor-Avangard Kolomna takımında bir sezon çalıştıktan sonra 94-95 yılında Rusya Premier Ligi ekiplerinden Saturn ile anlaşıp orada çalışmaya başladım. 1998 yılında takımın menajeri olarak görevime devam ettim. 1999 yılı sonlarına doğru Antalya’da kamp yaptığımız otelde Gençlerbirliği de kamptaydı ve beni tanıyan birçok futbolcu gelip benimle konuşuyorlardı. O zaman takımın başında Samet Aybaba vardı. Beni tanıyan futbolcular işimi nekadar iyi yaptığımdan bahsedip arasıra benden masaj yapmamı istiyorlar, bende kıramıyordum. Bir gün Samet Aybaba’da benden kendisine masaj yapmamı istedi ve bende kendisini kırmadım. Masaj bittikten sonra bana ‘mutlaka seni burada istiyorum’ dedi ve tekrar Ankara’ya dönmemi istedi. Bende 2000 yılına yeni girdiğimiz ilk günlerde o zaman Saturn’e gidip Türkiye’ye dönmek için izin istedim ve oradaki görevimi bırakarak ikinci kez Gençlerbirliği’ne döndüm.
 
“MEHMET AĞAR’A MASAJ YAPTIM”
Gençlerbirliği’ndeki ilk yılımda Fenerbahçe’yi yenerek Türkiye Kupası’nı kazanmıştık. Ondan sonra sırası ile Hasan Gül, Belçikalı Walter Meeuws, Erdoğan Arıca ve Ersun Yanal ile çalıştım. Takımın başına yeni geçen Ersun Yanal takımda büyük bir değişikliğe gidince bende kendi kararımla takımdan ayrılmayı o dönem için uygun gördüm. Ancak ben Ankara’da çalışırken futbolcu arkadaşlarım ve diğer yöneticilerimiz benim işimden o kadar çok memnunlardı ki tanıdıklarına tavsiye ediyorlardı. O dönem Türkiye’deki birçok politikacı, şarkıcı ve büyük gazete yazarlarına özel masaj yapıyordum. Benim yaptığım masaj daha çok tedavi amaçlıydı. Zaten takımlarda çalışırken de sporcuları tedavi ediyorduk. İşimi iyi yapınca da herkes bir birine tavsiye ediyordu. Gençlerbirliği’nden ayrıldıktan sonrada altı ay kadar Ankara’da bu şekilde özel masaj ve tedavi seansları yaptım. O kadar çok ünlü isme masaj yaptım ki birçok kişinin ismini hatırlamıyorum ama Mehmet Ağar ile de uzun süren bir tedavi seansı yaptığımızı hatırlıyorum.”

CSKA MOSKOVA…
Gençlerbirliği’nden ayrıldığı o altı aylık boşluk döneminde, Moskova merkezli bir turizm firması Sergey Yakunçikov’u arayarak, ‘Türkiye’yi ve oradaki futbol camiasını çok iyi biliyorsun. Seninle birlikte çalışıp Rus futbol takımlarını Antalya’da kamp yapmaya götürelim’ teklifinde bulunur. Teklifi kabul eden Yakunçikov, hemen işe koyulur ve o kamp sezonunda tam 32’tane Rus takımını Antalya’ya getirerek konaklayıp kamp yapmalarını sağlıyor. Yakunçikov, “ En son kamp yapmaya getirdiğim takım CSKA Moskova idi. Zaten ondan sonra kamp sezonu bitiyordu. CSKA Moskova’nın o zaman ki hocası benim sporla olan ilgimi ve orada yaptığım organizasyonu görünce bana takımda çalışıp çalışmak istemediğimi sordu, bende kabul edince 2004 yılında CSKA Moskova’da yönetici olarak çalışmaya başladım. 2008 yılında da takım menajeri olarak görev yapmaya başladım” diye konuştu.

Türkiye’yi çok sevdiğini ancak pratik yapılamamasından dolayı Türkçeyi unutmaya başladığından da yakınan Yakunçikov’un imdadına 2007 yılında Manisaspor’dan transfer edilen Caner Erkin yetişir ve zaman zaman pratik yaparlar. Yakunçikov, “Caner ile antrenmanlarda Türkçe konuşuyordum. Ancak o iki yıl önce Türkiye’ye dönünce etrafımda Türkçe konuşan kişi kalmadı. Türkiye’ye kampa ve ya maça gittiğimizde ancak konuşma şansım oluyor. Birde gazetenizin Genel Yayın Yönetmeni Siyamend Bey benim iyi arkadaşım. Moskova’da zaman zaman buluşup bir yerlere gidiyor, sohbet ediyoruz”diyor.

“RUSLAR, KENDİSİNİ TÜRKİYE’DE GÜVENDE HİSSEDİYOR”
Türkler ve Rusların bir birilerine çok benzediğini, bir Rus için Rusya dışında en rahat zaman geçirdiği, kendisini güvende hissettiği ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Sergey Yakunçikov, Türkiye’de çocuklara gösterilen ilgiyi ise unutmadığını söylüyor.  Yakunçikov, “ O günleri asla unutmuyorum. Çocuğum olduğunda oradaki hiç tanımayanlar bile o kadar çocuğa ilgi gösteriyorlardı ki bu benim aklımdan hiç gitmiyor. Çocuğu kucaklarına alıp, öpüyorlar inanılmaz içten gelen bir sevgi gösteriyorlardı. Ben bunu başka hiçbir yerde görmedim.” diye konuştu.
 
“TRABZON MAÇI KOLAY OLMAYACAK ”
Ekim ve kasım ayında iki kez Şampiyonlar ligi maçında karşılaşacakları Trabzon spor ile ilgili düşüncelerini de paylaşan Sergey Yakunçikov,  gurupta İnter dışındaki takımların şanslarının eşit olduğunu belirterek, gruptan çıkmak için en az 8 puana ihtiyaç olacağını söylüyor. Trabzonspor’un güçlü bir ekip olduğunu, ligi iyi bir yerde bitirdiklerini ve iyi oyuncuları olduğunu da söyleyen Yakunçikov, “Biz takım olarak Türk futbolunu yakından tanıyoruz. Çünkü daha önce Beşiktaş ve Fenerbahçe ile yakın zamanda oynadık. Trabzonspor ile kolay bir maç olmayacağını düşünüyorum” diyor.

Yakunçikov, Türkiye’de yaşanan durumlar neticesinde Fenerbahçe yerine Trabzonspor’un rakipleri olduğu hatırlatılıp, ‘Hangisini tercih ederdiniz?’ sorusuna karşılık ise, “Trabzon geçen yıl 82 puan aldı. Takım çok iyi ve ben Trabzonspor’un şampiyon olan Fenerbahçe ile tesadüf eseri aynı puanı alarak ligi ikinci bitirmediğini düşünüyorum. Onun için Trabzonspor da Şampiyonlar Ligi için güçlü bir ekip. Zor bir karşılaşma olacak” diyor.