hmet Ercan Kalaycı“Ruslar ilişkilerini dürüstlük üzerine kuruyorlar”
“Rusya’dan Yaşam Öyküleri” bölümünün bu haftaki konuğu Rusya’daki ilk Türk matbaasını kuranlardan Tvoli Media Üretim Müdürü Ahmet Ercan Kalaycı oldu.
İstanbul’da doğup büyüyen Kalaycı, henüz 10 yaşında iş yaşamıyla tanıştı. Motor kaplini üreten babasının torna atölyesinde ilkokulda okurken yaz tatillerinde çıraklık yaptı. Ortaokulun sonunda babasının işleri ters gitmeye başlayınca atölye devredildi. Ercan Kalaycı, çok kötü bir dönemde ailesine destek olmak için okuyarak çalışmaya karar verdi ama yetersiz kaldı ve lise birinci sınıfta okulu bırakıp çalışmak istedi. Babasının bu kararına karşı çıkması da Kalaycı’yı yolundan döndürmedi, okulu bıraktı tamamen iş hayatına yöneldi. Bu arada Kalaycı liseden kalan son iki senesini de dışardan okumayı ihmal etmedi.
“Hayatımda büyük bir izi olan” diye tanımladığı Abdurrahman Baytaş ile tanışan ve onun sahibi olduğu matbaada işe başlayan Kalaycı, sıkıntılı geçen o günlerini şöyle anlatıyor:
“ Hayat yolculuğumda ve bugün Rusya’ya gelmemde büyük emeği olan Baytaş, beni makine operatör çırağı olarak işe aldı, sonrasında ben kendimi geliştirip makine operatörlüğüne kadar yükseldim. Tabi o dönem Türkiye’de de 98 krizi yaşandı ve bu bizim çalıştığımız matbaaya da işçi azaltma şeklinde yansıdı. Patronumuz Abdurrahman Bey istemeyerek de olsa çalışanlarda bir eleme yapmak zorunda kaldı. İşte o elemede işten çıkan şefin yerine beni üretim şefi yaptı. Matbaamız tanınmış bir matbaa idi ve çok büyük firmaların baskı işlerini yapıyorduk.
“RUSYA’YA BİRKAÇ AYLIĞINA GELMİŞTİM…”
2000 yılına kadar bu şekilde devam eden iş hayatıma askerlik nedeni ile ara verdim. Asker dönüşünde bu seferde 2001 krizinin izlerini sarmaya çalışan bir Türkiye manzarası ile karşılaştım. Abdurrahman Bey de matbaayı kapatmış ve Rusya’ya matbaa açmak için hazırlıklar yapıyordu ve bana da beraber gitme teklifinde bulundu. Ancak bana pek sıcak bir teklif olarak gelmemişti yine de hayatımın içinde çok önemli bir yeri olan Abdurrahman Bey’i yalnız bırakmamak için en azından kurulum aşamasında yardımım olsun diye birkaç aylığına gelme kararı verdim.
2002 Eylül ayında Moskova’ya gelip hemen işe koyulduk. İstanbul’dan getirdiğimiz ekipmanlarımızı kurup iş başı yapmamız birkaç ayı buldu. Troy Group ile Abdurrahman Baytaş ortaklığında kurulan matbaanın ismi de Troy Media olarak belirlendi. Ben matbaayı kurduktan sonra gitmeyi düşünüyordum ancak Moskova’da kaldıkça şehre ısınmaya başladım ve buradaki yükselişe geçme dönemini görünce kalmanın benim için daha avantajlı olacağını düşünerek kalmaya karar verdim. Zaten buradaki matbaa ihtiyacı o kadar çoktu ki, kendi alanımda da buradan öğreneceğim çok şey olacağını gördüm.”
İŞLER BÜYÜYOR
Bu arada Rusya’nın en çok okunan gazetelerinden Komsomolskaya Pravda’nın Türkiye baskısının haklarını da Abdurrahman Baytaş’ın aldığını ve baskısını Antalya’da yapmaya başladıklarını ve otellere ücretsiz dağıtımını gerçekleştirdiklerini anlatan Kalaycı, 2003 sonuna kadar pazarda ne olup bittiğini anlamaya çalışıp buradaki üretim stratejisini belirlemeye çalışarak geçirdiklerini söylüyor. 2004 yılı başında da matbaanın yatırım kararı alarak makine parkurunu değiştirip baskı hacmini artırma kararı aldıklarını ifade eden Kalaycı, o günleri “ Abdurrahman Bey yaptığı araştırmalar sonunda Almanya’da kapanmak üzere olan bir matbaayı devir alarak olduğu gibi Moskova’ya getirip kurulumunu sağladı. Üretim hacmimiz artınca piyasadaki daha büyük ebattaki işlerin baskılarını da almaya başladık. Burada özelikle artan Türk firma sayısı ve turistik firmaların fuarlarda kullandıkları katalog broşür ve afişleri Türkiye’den bastırıp buraya getirmesi hem lojistik anlamda hem de gümrüklerde problem yaşayınca bizim burada olduğumuzu öğrenen bize geldi. Diyebilirim ki Moskova’da baskısını yapmadığımız Türk firması yok. İşleri yetiştiremez duruma geldiğimizde biraz daha büyüme kararı verildi ve ikinci bir baskı makinesi alarak vardiyalı sisteme geçtik. Artık üretim 24 saat devam eder duruma geldi. Makine parkurumuzu öğrenen büyük ajanslar ve firmalar artık işlerini bize yaptırmaya başlamışlardı. O dönemlerde katıldığımız fuarlarla da Rusya’da bilinirliğimizi iyice artırdık. Ancak İndex Design diye yıllık çıkan bir tasarım dergisinin baskı işlerini yapmaya başlamamız bizim zirve yapmamızı sağladı. Çünkü bu dergi bütün tasarım ofislerinin yaptığı en iyi tasarımları barındıran bir tanıtım dergisi idi ve bütün reklam ajansları büyük dikkatle takip ediyordu. Bununla birlikte Abdurrahman Bey, piyasada artan kurumsal Türk firmalarının tasarım ve reklam ihtiyaçları için bir reklam ve tasarım şirketi kurma kararı aldı ve bunun için çalışmalar başlattı. İşte o dönem gazetenizin Genel Yayın Yönetmeni Siyamend Bey’de çok iyi bir tasarımcı olduğu için Troy Media ile sanırım bir ay kadar bu projenin üzerinde çalıştı ancak proje hayata geçmeyince devam etmemişti. İşte o dönemlerde tanıştığımız Siyemend Bey ile temasımız kesilmedi zaten çok sürmeden Rusya’nın ilk Türkçe gazetesini çıkarmaya başladı. İlk baskısını bir Rus matbaasında yaptırmıştı ancak benim ısrarımla bizim matbaa ile devam etmesini sağladım” diye anlatıyor.
EVLİLİK VE MOSKOVA’YA KESİN YERLEŞİM
Kalaycı, reklam ve tasarım projesi hayata geçmeyince Troy Media olarak sadece üretime konsantre olmaya karar verdiklerini ve baskının yanı sıra Nijniy Novgorod şehrinde bir de ambalaj üretim tesisi kurduklarını söylüyor. Bu gelişmeler yaşanırken eşi ile tanışıp evlendiklerini, Türk-Rus evliliği yapınca da Moskova’da kalma fikrinin kendisinde sabitleştiğini belirtiyor. Kalaycı, “Troy Group’un patronu Cüneyt Vardar ile Abdurrahman Baytaş bir anlaşmazlık sonucu ayrılmaya karar verdiler. Abdurrahman Bey Nijniy Novgorod şehrine yerleşip kendi tesisini kurdu ve beni de davet etti. Ancak o dönem kızım da yeni doğmuştu ve Moskova’da kurduğum hayat düzenimi bozmak istemiyordum. Bunlar yaşanırken Cüneyt Vardar matbaayı şu an ki sahibi Adil Durmuş’a devretti. Adil Bey de kuruluşundan bugüne kadar en ince detayını bildiğim matbaanın üretim sorumluluğunu devam ettirmem için cazip bir teklifte bulununca bende kurulu düzenimi bozmamak adına devam kararı aldım” diyor.
Matbaanın ismini Tvoli Media olarak değiştirerek yola devam ettiklerini anlatan Kalaycı, Adil Durmuş’un bu işi büyütme ve yeni yatırımlarla büyütme kararı sonucu son bir yıldır makine parkurlarını yenilemek için çalıştıklarını söylüyor. Yeni makineler ile birlikte bir de alanı genişleterek ambalaj işi için Elit Ofset’i kurduklarını ifade eden Kalaycı, buradaki üretimin de başına geçmesi karşılığında şirkete hissedar olduğunu belirtiyor.
“İLİŞKİLERİNDE VE TİCARETLERİNDE ÇOK DÜRÜSTTÜRLER”
Ercan Kalaycı, Rusya ve gözlemlerini ise şöyle anlatıyor:
“ Ruslar konusunda düşüncelerim benden önce bu köşede konuk ettiğiniz birçok kişi ile aynı olacak ama gerçekten Rusların içine girdiğinizde size kapılarını açtıklarında inanılmaz sıcakkanlılar. Ama bu sıcakkanlılıkları inanın bana sizden bir hata gördükleri anda anında değişiyor. Çünkü onlar ilişkilerinde olabildiğince dürüst olmaya çalışıyorlar ve sizden de aynısını bekliyorlar. Bir konuda sizinle yola çıktılarım mı, sonuna kadar sizinle birlikteler. Ruslar ticaret yapmayı sonradan öğrenmelerine rağmen çok temiz çalışıyorlar. Burada iş kuran çok arkadaşım var ve hepsi aynı şeyi anlatıyorlar. Onlara güzel hizmet verip ve zamanında mal verdiniz mi, bir başkası daha ucuza vermeye çalışsa dahi ondan değil sizden alıyorlar.”
|






